
Kimisinin ayakları var oynuyorlardı. Birisinin ise ayağı yoktu, sadece seyrediyordu. Bu eksikliğin onun zihnine nasıl yansıdığını düşünüyordum. Ayakları olan bizler dünyayı umursamadan sarhoş gibi dönüyorduk. Ayağı olmayan birisi ise bizim çılgınlığımıza sessiz sessiz bakıyordu.
Bizler, ayakları olanlar yarınları düşünüyorduk: iyi bir iş, güzel bir eş ,güzel bir araba… birisi ise ‘yarın’ı düşünüyordu. Çünkü elindekiler ancak yarını düşünmesine izin veriyordu. Araba, iş, evlilik onun için imkansız amaçlar içerisine giriyordu, bizler için bunlar olmazsa olmazlardan. Bizler için o ayaklar zaten var olması gereken uzuvlar. Bu yüzden onun düşündeklerini düşünmenin gereksiz olduğuna inanıyorduk.
Birisinin hayal dünyası çok sınırlıydı. Olanaksızlıklar onun hayal dünyasını sınırlandırmıştı. Biz ise hayal dünyamızı para pul gibi maddi vasıtalarla genişletiyorduk. Belki de hayal dünyalarını ufak tefek şeylerle sınırlayan bizlerdik. Ve sonra kendi ayaklarıma bakıyorum: ne büyük bir nimet
Bütün bunları düşündükten sonra o basit amaçların ne kadar önemsiz ve ulaşılması kolay şeyler olduğunu anladım. Çünkü o ayakları olmayan birisi de böyle düşünüyordu. Ah bir ayakları olsaydı.
Ama o birisi hiç ayaklarını o basit amaçlara kullanır mı, O birisinin bir ayakları olsaydı ,bir çocuğun ilk kez sahip olduğu oyuncak bebeğine gösterdiği itina gibi özen göstercekti.
Biz hep nerede bu ayakkabılarımız derken o birisi nerde bu ayaklarım diyor. Biz hiçbir zaman, ayaklar olmayınca ayakkabıların bir işe yaramayacağını düşünemedik.
OSMAN YAMAN

Son Yorumlar