20 Ara 2009 ALLAH İnsanla İcraatlarıyla Konuşur

          6140892mdtk4

 

            Elektronik gelişmeler sürekli ilerliyor. Baş döndürücü ilerlemenin içinde her gün yeni alternatifler üretiliyor. İnsan beyni kapasitesinin belli bir kısmını yaptıklarıyla ortaya koyuyor. Mevcut modeller üzerinde düşünerek yenilerini üretiyor. Varlık olmasaydı beynimiz algılamaz ve harekete geçmezdi.  Gözün görmesi ışığa, aklın algılaması maddeye bağlı. Aklın üretebilmesi yine varlıkla mümkündür. Varlık olmadan akıl neyi düşünüp üretecek? Bir nevi aklın muhatabı varlıktır. Dinleyicisi olmayan hatip olur mu? Hatip varsa dinleyicisi de vardır. aklı yarattığı için varlığı yaratmıştır. Zaten yaşadığımız dünya insan için hazırlanmış ve Allah insanı yeryüzüne temsilcisi olarak göndermiştir.

            Allah her canlıya bir lisan vermiş. Nebatat ve camit maddelerin mütercimliğini de İnsana vermiş. İnsan, mevcudatın halini kendi lisanıyla Allah’a arz eder. Lokman Hekimin otlarla konuştuğu söylenir. Lokman Hekim otlarla ilim lisanıyla konuşuyordu. Her ilim dalındaki ilim erbabı kendi sahası içine giren varlıklarla ilmen konuşur. Mimar inşaatla, ziraatçı toprakla, arkeolog; insan hayatının geçmiş dönemlerinden kalan kalıntıları inceleyerek onların kültür ve uygarlıklarını ortaya çıkarır. Yani insan geçmişini araştıran onlarla ilgili bilgi ve bulguları, günümüz insanına haber veren kişidir.

Zoolog; hayvanların üzerinde çalışarak, ıslah ve verimliliği artıran kişidir. Aklınıza gelen her ilim dalında ihtisaslaşmış insan kendi sahasındaki varlıklarla konuşmaktadır. Pek çoklarınızın duyduğu gibi; Hz. Davut Aleyhisselamın on dokuzuncu oğlu Süleyman Aleyhisselam kuşlarla konuşuyormuş.

            Bir bilen, bir konuşan olmasa bilenleri, konuşanları nasıl yapsın, yaratsın. Demek ki bütün bunları sonsuz ilmiyle bilen, konuşan, gören, duyan, kudret ve külli irade sahibi olan Zat-ı Zülcelal yaratmış ve inşa etmiş.

            İnsan konuşabildiği için elektronikle konuşan sesler yapıyor. Konuşamayan, ilim sahibi olmayan, barkod okuyucusunu nasıl yapar ve okutur. Elinize aldığınız bir kartı bir cihaza tutuyorsunuz o cihaz başlıyor o şey hakkında bilgi vermeye. Demek ki bilen yapar, yapan bilir!

            Allah, kendini yaptıklarıyla anlatıyor bize. Biz konuştuğumuza göre; bizi yaratan, inşa eden konuşandır, bilendir. Bildiği için konuşabileceğimiz özellikte yaratmış. Hayatı bir örgü gibi birbirine bağlamış. Nasıl ki ipi örgünün sonundan çektiğinizde başa kadar sökülür elinizde hırka diye bir şey kalmazsa, hayatın içinden çıkaracağınız en küçük bir parça da hayatın bitmesine sebep olabilir.

            Hayat unsurlarına dokunamaz ve karşı koyamazsınız. Mesela, suyun, havanın özelliğini değiştiremezsiniz. Onlar özelliklerinden bir nebze sapsa hayat altüst olur. Denge kanunu, yer çekimi kanunu, tekrar kanunu gibi kanunlarla kimse oynayamaz. Hayatı bitirecek olan, hayatı kurandır. O, murat ettiğinde biteceğini biliyoruz. Onun adına da kıyamet diyoruz.

            Hayatı kuran Külli irade, hayat verdiklerinin durumuna bakarak; tamam veya devam kararını verecek olandır.

            O, Peygamberleriyle (SAV) görüşüp konuşandır. İnsan, topla, tüfekle, atom bombasıyla, kurduğu makinelerle ses çıkartıyor. Fakat gök gürültüsünün yanında hepsi sessiz ve cılız kalıyor. İnsan tonlarla ağırlığı aklı sayesinde kaldırıp bir yerden bir yere koyabiliyor. Ama Allah, ağrı dağını, Erciyes’i ve toros dağlarını bulundukları yere koymuş.

            Allah, bizimle icraatlarıyla konuşuyor, yaptıklarıyla bize ders veriyor. Allah’ın bir ismi de Rab’dır. Yani terbiye eden, eğiten öğreten anlamında. Her gün beş vakit namazda okuduğumuz Fatiha suresindeki “Rabbilalemin” ifadesi, alemleri terbiye   eden eğiten öğreten manasına   gelmektedir.             

  Durmuş Göktekin

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

One Response

  1. Durmuş Göktekin Ağabey’e nasıl ulaşabilirim ?

Leave a Reply » Kayıt ol / Log in