Tag-Archive for ◊ DR.LÜTFÜ ÖZŞEHİN ◊

20 Ara 2009 Necip Fazıl`dan,Dostoyevski`ye Dr.Lütfü Özşahin ile Söyleştik

latfa

(Dilhanemizin bu ayki konuğu,Değerli Dr.Lütfü Özşahin hocamızdı.Kendisiyle Müdürü olduğu Tuzla İdris Güllüce Kütüphanesindeki  odasında konuştuk.Kitaplar, kütüphaneler ,edebiyat ve dinler üzerine  keyifli bir sohbet oldu.Hocamıza bizi aydınlattığı için teşekkürlerimizi sunuyoruz.)

 

 Bize kendinizi tanıtır mısınız?

Lütfü Özşahin. Orduluyum. 19 Mayıs Üniversitesi’nde ilahiyat okudum. Dinler tarihi alanında yüksek lisans, siyaset üzerine doktora yaptım. Aynı zamanda Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinde bazen yorum yazıyorum.

Kütüphanecilik yaptığınızı biliyoruz, neden kütüphanecilik?

Direk tercihim değildi aslında. Belediyeye girdikten sonra, kütüphanelerle ilgilenmemi istediler. Kütüphanelerle ilgileniyorum ve çok memnunum.

Sizce din ve edebiyat birbirlerine ne kadar yakın?

Aslında edebiyatın dinle başladığını söylemek yanlış olmaz. Dinler özellikle Hıristiyanlık Yahudilik ve İslamı ele alırsak bütün edebiyatın dinsel metinler çerçevesinde yerleştiğini söyleyebiliriz. Edebiyatımız dini kavramlar efsaneler çerçevesinde ilerlemiştir. Hatta din dışı edebiyatın bile dinle alakası olduğunu söyleyebiliriz. Birçok Yunan eserini okuduğunuz zaman bunların Yunan tanrılarıyla ilgili olduğunu, inançlarla ilgili olduğunu görürsünüz.  İslam’da da böyledir. Din ve edebiyat tamamen iç içe olmuştur.

Peki, edebiyat bir tebliğ aracı olabilir mi?

Elbette çok güzel bir tebliğ aracı olabilir. Edebiyata nasıl baktığınız önemli. Edebi bir dille bir gaye etrafında yazarsanız edebiyatın elbette ki tebliğde kullanılması mümkündür. Denilebilir ki bugün dünyada insanların gençlerin kutsal kitaplardan uzaklaştığını ünlü insanların yapıtlarına yönlendirildiğini görürüz. Bu edebiyat merkezli bir tebliğdir aslında. Edebiyat sadece tebliğ merkezli olursa edebiyat olur mu orası tartışılır. Yazdıklarınızı edebiyat kuramları çerçevesinde yapmalısınız. Sadece dini söylemi merkeze alarak değil. Edebiyat vaaz edasıyla yapılırsa dar anlamlı bir edebi metin olur.

İslami kesimin son yıllarda edebiyata yönelişini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu aslında olumlu bir gelişme.  İslami kesim özellikle cumhuriyet döneminde edebiyata çok uzaktı. Ama son zamanlarda batılı anlamda bir gelişme oldu. Mesela Türkiye’de İran sineması gibi bir sinema, iyi musikişinasların çıkması lazım. İyi edebiyatların çıkması lazım. Bir Peyami safa, bir Ahmet Hamdi Tanpınar düzeyinde olması lazım. Veya batıyla kıyasladığımız zaman Shakespeare, Balzac gibi isimler çıkması lazım. Bunlar olduğu zaman bir medeniyetin ayağını tamamlamış olursunuz. Çünkü insan aynı zamanda dini bir varlıktır ama bunun hayata yansıması olması lazım, bu yansıma edebiyatta musikide sanatta mimaride yansımalı. Bütün bunları ortaya koymanın yolu edebiyattan geçiyor. Aslında İslami kesimin sanata edebiyata gerek maddi gerek manevi anlamda çok şey ayırdığı söylenemez

5821

Peki, bunun sebebi nedir?

İslam tarihinde resim tam olarak yasaklanmış değildir mesela. İnsanların puta tapması sonucu böyle bir realizm ortaya çıkmıştır. İşin gerçeği şu İslami anlayışımızı biraz değiştirmek, geliştirmek duyarlı olmak lazım. Mütedeyyin insanların İslamı algılayışı sadece ibadet odaklı. İçe kapanık bir anlayış. Estetik anlayışın gelişmesi gerek.

Son yıllarda kitaba ve kütüphaneye olan ilgi ne durumda?

Özellikle Batı ülkeleriyle kıyasladığımız zaman çok geride olduğumuz söylenebilir. Bizim toplumumuz şifai bir toplum. Günlük tutma alışkanlığı yok. Hocaların dizinin dibinde icazet alma anlayışı var. İnternet cafeler çok uzaklaştırıyor. Türkiye deki telif eserlerin sayısı çok az. Okuyan az olduğu gibi eser de az.

İnternet gibi kolay erişilebilir bir aracın karşısında kütüphaneciliğin akıbeti nasıl olacak?

Kütüphaneciliği çok olumsuz etkiliyor. Öğrencileri kitaptan soğutuyor, araştırmadan soğutuyor.  

Sizin okuduğunuz ve gençlerin de mutlaka okumasını tavsiye ettiğiniz başucu kitapları var mı?

Edebiyatta Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir’ini okumak önemli. Veya Necip Fazıl’ı okumaları lazım. Kemal Tahir’i okumaları lazım. Batı edebiyatından Balzac, Shakespeare okunmalı muhakkak. Ben çok geniş bir yelpazede okudum. Felsefe tarihi, siyaset okumaları lazım. Faust’u okuyabilirler. Gogol Dostoyevski okunmalı, Puşkin okunmalı. Batı edebiyatını eleştiren kitapları okumaları lazım. İslam kültürünü, kuran tefsirini, siyeri okumaları lazım

Kitap okumaktaki amaç sizce ne olmalıdır?

İnsanın bilmek istemesi, kendini olgunlaştırması, zenginleştirmesi kamil insan olması amaç bunlar değilse hiçbir işe yaramaz okumak. Bir yazarın dediği gibi okumak ölmeyi öğrenmektir.

Okumaya teşvik anlamında gerek kendi çevrenizde gerek de daha geniş çapta yaptığınız faaliyetler var mı?

Okumaya teşvik anlamında sürekli yazıyorum. Kütüphaneler bünyesinde okullara gidiyoruz hocalarla konuşuyoruz. Öğrencilerin kütüphanelerden faydalanması için çalışıyoruz. Büyükşehir belediyesi bu anlamda büyük hizmet veriyor. Teşviklerimiz var ama yeterli değil.

Son olarak üniversite gençlerine ne tavsiye edersiniz?

Programlı okumalarını tavsiye ederim. Okuma alışkanlığı öğrencilik yıllarında daha çok geliştirilir.

 

Bilge Saki