Tag-Archive for ◊ Katre Gülsün ◊

01 Eyl 2009 5 VAKİT İSTANBUL

975-905-964-4

İstanbul deyince bir çok insanın aklına gelen ilk görüntü Darüssaadetin silüeti olacaktır. Mehmet Akif’in deyişiyle ‘şehadet parmağı’ gibi göklere uzanan minareler olmadan bir İstanbul’u kim düşleyebilir ki? Peki hangimiz o minarelerin hangi camiye ait olduğunu merak edip o camilere gitti. Hangimizin alnı bir kere olsun Süleymaniye’de, Sultanahmet’te ya da Fatih camii’inde secdeye değdi?

Hangimiz o uhrevi havayı teneffüs etti Eyüp Sultan’da?

Hangimiz anlatmaya kalksak nereyi anlatırdık acaba, bizim İstanbul mihrabımız ve minberimiz neresi olurdu?

Kalbiyle yazan beş yazar, Ümit Meriç, Sadettin Ökten, Leyle İpekçi, Senai Demirci ve Hüseyin Hatemi İstanbul’da beş vakiti ve namazın güzelliklerini anlattılar.

Hayy Kitap’ın ’Herkes İçin Tasavvuf’ serisinin yedinci kitabı olan bu kitapta beş farklı yazarın beş farklı üslubu eşliğinde beş vakit namazı İstanbul’un  birbirinden farklı beş  farklı mekanında nasıl yaşadıklarını anlatılıyor.

Ümit Meriç Avustralya’dan başlayıp tüm dünyayı aydınlatan ve İstanbul’da Asya ile Avrupa’yı bir anda sarıveren sabah ezanının tılsımını tasvir ederken şiirin ve mısraların gizemli ve etkileyici dilini kendine mihmandar ediniyor.

Saadettin Ökten’in kaleminde üniversitenin en kuytu pozitivist koridorlarında bile yankılanan Dolmabahçe Camii’nin öğle ezanının güzelliği ve ezanı tekrar arapçasından duyduğunda hüngür hüngür ağlayan insanların portrelerine tanıklık edebilme şansı sunuyor sizlere.

Leyla İpekçi ise Teşvikiye Camii’nde alnını koyduğu ikindi vaktini anlatırken bir yolculuğu da anlatıyor bizlere.

Akşam namazını bir söz üstadından Senai Demirci’den dinleyebilirsiniz. “İstanbul ve akşam, iki denizin ve iki kıtanın buluşması gibi, birbirlerini güzelleştiriyor, birbirlerine doğru eşsiz güzellikte boğazlar ve  kıyılar açıyor”.

Ve Hüseyin Hatemi İstanbul’da Lamekani Alem bağıntılarını kuruyor. Dilinde bir  dilek “ Vedud olan Allah’ı sevelim, sonra O’ndan aldığımız varlığımızı, sağlığımızda O’na vakfedelim” … kimi zaman Eyüp Sultan’da bazen de cemaate hasret bir ada mescidinde…

Herkes Hayy’dan gelip Hu’ya giderken Allah’ın sevgili kulu olmanın zor olmadığını anlatmaya çalışan beş kalemin altın renkli mürekkebinin kurumadan kalplere akması dileğiyle…

 

5 VAKİT İSTANBUL

KALBİYLE YAZAN BEŞ KALEMDEN NAMAZIN GÜZELLİKLERİ

Ümit Meriç/ Sadettin Ökten/ Leyla İpekçi/ Senai Demirci/ Hüseyin Hatemi

Hayy kitap /Herkes İçin Tasavvuf-7

İstanbul, Eylül,2008

KATRE GÜLSÜN

06 Tem 2009 SOLUK SEVDALARDA KALDI AKLIM YİNE DE

solmu1

Soluk sevdalarda kaldı aklım yine de

İçine gönlümü boşalttığım şişeyi kimseler açmadı yıllarca

Açanlar da bilemedi içindeki kelimeleri okumayı

Oysa tılsımlıydı kelimelerim

Ve sevda yanığının izleri vardı her birisinde

 

Rüzgar kokulu sözlerim vardı söylenecek

Ve deniz dokunuşlu buselerim verilecek

 

Gülümseyişlerim vardı o küçücük şişede

Saklı tuttuğum içimde

Ve göstermeye kıyamadığım kimselere

 

Yazdığım mısralar vardı

Ve yazacaklarım

Beklediklerim vardı

Bir gün beni de bekleyenler olacaktı

Bilenler olacaktı şişemin kıymetini…

 

Gizli bakışlarım vardı benim

Hani bakar ve kaçırırdınız ya gözlerinizi

İşte tam öyle bakışlarım vardı benim de

Şişemdeler öylece

Sahipsiz

Ve kimsesiz

 

İşte bu yüzden soluk sevdalarda kaldı aklım

İşte bu yüzden soluk sevdalara hayranım

Beklemek zor

Ve nihayetsiz

 

Soluk da olsa sevdalar var çünkü etrafımda

Ve renkleri soluk da olsa mutlu rüyalar var görülen

Mutlu insanlar var yine de

 

Ama kemale ermiş sevdalara kaymış yüreğim bir kere

Kendimi bile kandıramadıktan sonra ben

Bütün bu masallar kime?

KATRE GÜLSÜN

 

01 May 2009 GÜL BAHÇEMDE BARİKATLAR

Bir dağ başı yalnızlığı yaşamak istiyorum bazen…

 

Evet, bir dağ başında, yalnızlığımla baş başa, gözyaşlarımı akıtabileceğim ve kimseyi üzmeden ağlayabileceğimi bildiğim bir yer düşlüyorum bazen…

İçime akıttıklarımı kimseyi üzmeden dışarıya vurabileceğim, bir parça gökyüzünün bana ait olduğunu bildiğim ve gece ya da gündüz fark etmeden sıcacık sarılıp sarmalandığım bir yer düşlüyorum bazen…

 

Biz olduğumu unutmadan yalnızlığımı yaşamaktansa, onu gizliden gizliye içimde sarmaktansa, dışarıya vurmak istiyorum, rüzgar kokan ve deniz tenli hülyalarımı anlatmak istiyorum bazen… Bütün hırçınlığımı, hoyratlığımı, acımı, sevdamı haykırmak istiyorum doyasıya…

 

Kalbimi atmak, fırlatmak istiyorum benden uzaklara. Acısını hissetmeyeceğim yerlere doğru… Uzaklara, çok uzaklara… Başımı kaldırdığımda auroralarım olsun istiyorum bana ait, yıldızlar benim için göz kırpsın istiyorum, sadece benim için yağmur yağsın, dolunay benim için doğsun istiyorum… Çok şey istiyorum dileklerimin gerçekleşmeyeceğini bile bile. Gözlerimi yerden kaldırdığımda ara sıra onun gözlerini bulsunlar istiyorum. Bir gül bahçem olsun istiyorum ve gülleri sadece benim için açsın, benim için koksun istiyorum.

 

Bir hınzırlık var bu gün benim içimde

Diğer insanları düşünmek gelmiyor içimden nedense. Sebepsiz bir kızgınlık, acı bir hüzün var içimde, bende eğreti duran, bir durgunluk dışıma vuran, yukarılardan üstüne düşecek bir damlayı bekleyen su birikintisi misali, içinde gizli bir özlemi saklayan ve sakladıklarından kendisi de bihaber olan…

Haberdar olmak istiyorum,ama haber nedir bilmiyorum, görmek istiyorum ama,gözerim itaat etmiyor bana, duymak istiyorum sesini ama kulaklarım işitmiyor dediklerini, benliğim öylesine seninle dolu ki!!

 

Sana gelmek istiyorum, ayaklarım geriye gidiyor, ellerimi sana uzatmak istiyorum, hani ışığa uzanır gibi, karanlıklar sarıyor hemen çevremi, engeller kuruyorlar, barikatlar var sana giden yollarımda.

 

Kalbim sen diye atıyor, benliğimde bir tek senin ismin yankı buluyor, lalezarım sensin, gül bahçemde açan en nazlı çiçeğimsin…

Ama seni bulamıyorum…

Yoksun…

 

Garip ama yokluğun bile beni mutlu etmeye yetiyor. Bana seni beklemek bile kafi geliyor. Sabahlarımda sana uyanıyorum, rüyalarım sana zimmetli, gecelerim seninle geçiyor, hayatım tüm dakikalarım ve saatlerim sana kenetli…

Sensin bir tek hülyam dediğim ve seninle doluyum yalnızlığımda bile. Başka ne dileyip isteyeyim? 

                                           KATRE GÜLSÜN