Archive for the Category ◊ ŞİİR ◊

20 Ara 2009 Güvercin
 |  Category: ŞİİR  | Tags: , ,  | 2 Comments

g

Ve bakıyorum ardından ,kalın bir karanlıkta kayboluyorsun

Karanlıkta kayboluyorsun,kaybolman kolay değil

Işıktır ya senin gölgen ,o yüzden

Ama kaybediyorum işte!

Ve bundan sonra daha çok seninleyim

Bir ara dikkatim dağılıyor

Seni kaybettikten sonra

Denizi görüyorum,taşmak üzere

-Kalbimi değil,denizi görüyorum

Anladım kara bulutlar denize çullanmış

-Kalın bir karanlık değil sadece gri-görüyorum

Ama kaybettim işte.

Ve seni bulsam keşke

Güzelliğine yetecek kadar sevecekken

Gözlerin kadar yüreklensem

Sözlerin gibi şımarık

Tırnakların güzel ,cırnakların değil

Bulsam belki secevektim

Ama kaybettim işte!

Ve lakin,ve fakat,amma ve lakin!

Ne zor oldu bu bu mısrayı”ve” ile başlatmak

Bence sen güzel ,yemek yaparsın

Sohbetin kadar tatlımıdır tatlıların

Acıktım!

Saçların ne renkti?

Ayakların hâla küçüktür

Gözlerinin kahve renginden anlardım ben sevdiğini

Ama kaybettim işte!

Ve artık sona yaklaştım

Hep güldürdü beni medeni korkaklığın

“Ne derlerse desinler”derdin başbaşayken

Kırılırdı cesaretin birini görsen

Ürkeklik sana ne güzel de yakıştı

Ben korkmaktan korkardım

Sen korkmamdan!

Korkma!Sönmez içimdeki o ateş

Ama kaybettim seni!

Raway

20 Ara 2009 ellerim acıyor

misa_eller

Hangi zamandayım?

Saat kaç?

Seden hep yağmur yağıyor?

Ne kar ne güneş

Ne mevsimler kaldı hayatımda

Hep sonbahar hep sararan yapraklar

Rüzgarlar fırtınalar saçlarımı kovalar

Hiç geri dönemediğim yol üzerinde

İleride taşlar yokuşlar

Geride koskoca uçurumlar…

Yanmış kül olmuş anı defterimin

Parçaları uçuşuyor havada

Defterler yakılmış

Yazıları silinmiş ve

Hatıralar ağlıyor yalnızlığına

Sahipsiz ve terk edilmiş.

Dün yok olmuş

Bu gün uyuyakalmış

Yarın kararsızmış

Hava mutsuz

Toprak huzursuz

Hayat hepsinin elinden tutmuş

Bense hayata yalvarıyorum

Bıraksın ellerimi diye

Ellerim acıyor

Dermansız dizlerim artık taşımıyor beni

Hislerimi düşlerimi

Gökyüzünde bir yerlerde asılı kaldım

Ne düşüyorum ne yükseliyorum

Öylece

Sımsıkı yumruklarımla asılı kaldım

Gökyüzünde bir yerlerde

Tırnaklarım avuçlarımın için kanatıyor

Ellerim acıyor.

Zümra Toprak

20 Ara 2009 Karabağ

karabag99  

Karabağ, ey bağrı yanık sevdiğim

Boşuna mı gece gündüz övdüğüm

Senin için her dem düşman savdığım

Hasretinle yaktın beni Karabağ!..

 

Gönlümde yaşarsın bir şahan gibi

Seni bildim inan Özvatan gibi

Sensiz geçen zaman, bir tufan gibi

Hasretinle yaktın beni Karabağ!..

 

Bunca yıldır doya doya gülmedin

İstiklâle erip murat almadın

Kimsenin yüzüne kara çalmadın

Hasretinle yaktın beni Karabağ!..

 

Kalbim senin için yeminler etti

Dualar okuyup her an sabretti

Bir sevda ki nice canlar eritti

Hasretinle yaktın beni Karabağ!..

 

Hızır İrfan ÖNDER

11 Eki 2009 Med Cezir

’Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer

Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme’’

                                                         Mevlana

 87e0wa3

   Pembe kainat güverciniydi mısralarda rahman

  Bir elif nasılda anlatırdı beyaz meşki

  Dimdik durup yıkılmadan hakikatle

  Dünyanın gamını niçin çekersin; ah elif!

  Senle; gücünün mürşidiyle söner cehennem

  Surun düdüğü çalar alemde

  Sen sevdalıma üfle beni Elif; senin gerçeğine… 

  Her yüzyıl ömür azalarak yakardı

  Dilenci ezikliğine çekti insanlık başını

  Sıfat sırtlattık eli yeryüzüne açılan nurun

  Uhud’dan bir baş koptu adalet tokmağına

  Hamza’nın kalbinden yedi kat cennet azat ettik

  Rüyalı gözlerimizle çınladı medeniyet çanı

 Her yüzyıl saatler bozularak kıyametler çoğaldı

 Gel ey yar, gel de anlat boşa geçen yüzyıları… 

 Ölmemeyi çare sanıp biçare kalıp durduk

 Batıla dönüştü okuduğumuz inci mercanlar

 Duvağına namus takamıyor gelinler

 Batının zehrine yenildi güçlü  sultanlar

 Mektuba hacet kalmadı, elleri boş Süfyan’ın

 Mahşerde karayı çaldık başımıza

 Binlerce papağanı saldık dünya kafesine

 Gel ey yar, gel de kurtar bir örümcek hürmetine! 

 Heyhat! Hicap saçları binlerce yılan sardı

 Zehri aktı kitapların uçkurlarına masum

 Bıraktık Yusuf gibileri güzelim kuyularında

 Sarmaşık nefesler değerek koktu ağızlar

“Ayıp” zindanlarda zehir zemberek mahkum

 Sen gelsen de ıslasan kurak coğrafyaları

 Bir şiirin goncasını bedenlerden affetsek.

 Heyhat! Başaklar bir hicretle Medine’ye vardı

 Gel de uyandır bizi rüyadan, gel ey yar! 

 Maşuğa et ekledik kemik biledik kan silkeledik

 Sakladık açılmayan sandıklara hazretleri

 Secdeye giden alınlara birer kurşun taktık

 Eriyen bir karın gölgesinde hıçkırarak sana

 Adınla doladık damarlarımızda ki ölgün kanı

 Gökyüzü mahallesinde miracı bilmezlikten geldik

 Zalim beraat etti yerküreden, mazlumun ah’ı kaldı

 Sen yokken sultanım, sağ  canımız hep ağrıdı.

 Gel ey yar, Gel de şifaya erdir bu bela hastalığı…

 Mecnun’a Leyla’yı lüzumsuz bilir olduk

 Sevdalara çektik Kureyşin azgın milini

 Sal dağında nöbeti unuttuk, eyvah ki ne eyvah!

 On asırlık çınarı kestik mübareklikte pestil ederek

 Senin adını ananları dar ettiler kainat kümesini…

 Sıcak bir çorbayla ılık abdestin aydınlık tevbesini

 Gönül ocağında kaynatarak sufi güzelliğini; tek bildik…

 Gel de sustur dinmeyen bu sesi, gel ey yar! 

 Çeliştik her gecenin sonu, yıldız ezanı ve Havva

 Bir ölünün yıkanan suyu kuruyana kadar ibrettik

 Tahtına alevi yağmalayarak eza’nın canına

 Devranı döndürdük feleğin çarkında avare avare

 Duygularımız dünyanın havasında aynı safta, med cezir

 Bir ayın şulesine dadanarak yuttuk dalaleti

 Didişerek nefsimizle sonunda hükümlü olduk

 Gel de kör şeytanın oyununu boz, gel ey yar! 

 Dar bir sokakta diline gelir insanoğluna; Yarab!

 Bir sevgiliyi sevmek, ancak dünyada sevmektir…

 Sığ sularda dolanan balığın hafızası ne çok bizden

 Kal-u beladan ayrılır ayrılmaz  mazi oldu her şey

 Kabzasını tuttuklarımızla dindirdik acılarımızı!

 Beyin ölümüyle efendisi olduk toprağın

 Menzilinde buluşup, sılası  olduk Adıyaman’ın

 Saparak yollardan yanlışa, hep seni bekledik

 Gel de doğru yol göster adınla, gel ey yar! 

 Kovduk dostlar meclisinden sanınla yaklaşanı

 Mekruha saydık uyuşmalarımızın tatlılığını

 İnlemesini duymadık kazanın yerin dibinden

 Dumanıyla boğulurken asuman denizinde

 Yıldızlar beğendik zahirî bahardan

 Çehrene duvarlar ördük geçen gün be gün

 Şakaklarımdan kara sular girdi ve şimşek

 Gel de ışık tut karanlığımıza, gel ey yar! 

 Ellerim, karanlığa dokunurken gözlerim izledi

 Hesabını bir tel kirpiğin bile ödeyemedi

 Yaldızlı saçlarımıza bir tufan esti

 Müşküle düşen kahırlar zebanisiyle

 Tırpanladık kefenin cebinde ne varsa

 Dünyaya cefa bağladık, çözülemiyoruz

 Gel de çöz bu ilmiği, gel ey yar! 

 Kıstılar ağlayan bülbülün müezzin sesini

 Minareleri dünyanın çekirdeğine volkan yaptılar

 Beyaz dedelere viran ektiler, biçmeyelim

 Allah diyen guguğun ihtilal

 Dağlardan uçan asker sarayı mı mezar?

 Yetim hüznünü alay bellediler, sanki sana söylediler!

 Öksüzlerin patiğine diken oldular mirada

 Gel de bu garibin aklına aşk eyle, gel ey yar! 

 “Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan

 Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme…”

  ORHAN ÖZEKİNCİ

10 Eki 2009 Düşür Yüzün Aynaya

ocukkk11

 Düşür yüzünü aynaya, anılar tazelensin

 Başlasın yangınlara karşı savaşan sönüm

 Tüm insanlar bahane tek gerçek sensin

 Rahatlasın ruhunda büyük bir bölüm…

 

 Bırak tenini yağmurlar örtsün

 Örümcek edasıyla başlasın başlangıca örüm

 Kimse seni görmesin kimse fark etmesin

 İnsan kendini düşünür seni düşünmez gülüm…

 

 Kervan yolunda kavrulan ateşsin

 Umudun içinde yalnız kördüğüm

 Âlem ne bilsin nasıl çağlar sesin

 Fısıldarken ninnini uyutmak için ölüm

  Elam E. Doğan

01 Eyl 2009 SEN BENİM SEVDAMSIN

 rainlove-238x300

Sen benim sevdamsın

 

Sana hissettiklerim tutkum

 

Kalp atışlarımsın

 

Sözcüklerim seni dillendirir

 

Anlatırım dört bir yana

 

Sen benim sevdamsın…

 

 

Sarıldığım hayallerim

 

Sıcacık bakışlarınla emin olduğumsun

 

yoklugunla kendini melodilere kaptırmış

 

Hasretimsin…

 

Aşk hikayemin kahramanı

 

Gönül adamımsın

 

Sen benim sevdamsın…

 

 

Suretin içimdekilerin tercumanı

 

Parlayan kalbinle hayrete düşen “ben”

 

Utanır kül rengini almış kalbinden

 

Sevdan olur aydınlığım

 

Sen benim sevdamsın…

 

 

ZEYNEP KESKİN

31 Ağu 2009 NEDENDİR?

ramazan_01

Akşamları benden daha mahzundur güneş

Her gece yıldızları gözlerimde uyuturum

Karanlığın kalbine saplanır mehtap

Beslediğim umutlarım kan revan olur

Niçin kızıl şafaklarda üşür yüreğim?..

 

“Asra yemin olsun” ki kirlenir hayat

Kırılır, alazlanan sevdamın kolu kanadı

Heyhat!..  Sıradanlaşır artık ihanet

Tensel hazlar kuşatır, tinsel hazları

Bir yangının içinde üşüyorum nedendir?..

 Hızır İrfan ÖNDER

31 Ağu 2009 SEN
 |  Category: ŞİİR  | Tags: , ,  | 2 Comments

mazi3ae7rj9

Çok seneler sonra rastladım sana
Pembe yanaklardan eser kalmamış
Neler de yaparmış yıllar insana
O yanan gözlerin şimdi kararmış

Geceden karayken sırma saçların
Yıllar üzerine kar olmuş yağmış
Çatsa öldürürdü hilal kaşların
Şimdi masum olmuş çaresiz kalmış

Ayrılıktan sonra geçen seneler
Düşman olmuş senden intikam almış
Nerede sevdiğim o güzel esmer
Aşkımız gibiymiş mazide kalmış

Abidin KAÇOĞLU

06 Ağu 2009 Deprem

mail 

Bir depremde göçtü ruhun odaları.

Ne bir iz, ne bir yüz, ne de bir haz.

Kalmadı.

 

Toz toprağa büründü, kefensiz.

Kefenine bürünecek vakti kalmadı.

Olmadı.

 

Ne göz kurtarabildi düşenleri.

Ne de açan biri avucunu, olmadı.

Yarımdı.

 

Yaşananlar hep.

Ömür kısa dakikalar yarımdı.

Yandı.

 

Su döktükçe alevlendi her bir kıvılcım.

Ve Geride kalan döküntüler de yandı.

Sandı.

 

Gelip geçenler oldu, geçip gittiler diye,

Yine geçip gidilecek sandı.

Yanıldı.

 

Seçmeli şıklarla doluydu hayat,

Cevabı son/nuncu şıktı yanıldı.

Yazıldı.

 

Kazanılmayacak bir sınavın sonucu,

Belirlenerek alından tahtaya yazıldı.

Başlangıçtı.

 

Yazgısı yaşandıkça, mürekkebi bitsede,

Bu daha hikayede başlangıçtı.

İnandı.

 

Bir kez daha doğrularak.

Kalbini atmaya zorlayarak inandı.

Vardı…

 

Geçmişte kaldı.

 

Vardı…

 

Kuytusundan atıldı.

 

Vardı…

 

Varlığıylaydı.

 

Ve yok oldu.

 

Yokluktu varlığın aslı.

 

Aslında kaldı.

 

Bir depremde çöktü ruhun odaları.

 

 

Elam E. Doğan

06 Ağu 2009 Gemilerin Ardından

gemi1

Bakıyorsun limandan

Hüznünle birlikte

Hep giden gemilerin ardından

Bir okyanus olma hayalinle

 

Bir okyanus olma hayalinle

Sarılmışsın renklere

Renkler kendi hicranında

Hicranında alabildiğince

 

Günlere doğru bakışların

Geçip giden yılların ardından

Arar gibi gözlerin kaybettiklerini

Günlerse celladı olmuş ömrünün

 

Bilmiyorsun ki

Ne giden dönüyor geriye

Ne de dönende

Aşka dair bir yağmur damlası oluyor

 

Ahmet Yılmaz Tuncer

06 Ağu 2009 Karanlığa Savaşla Yazılanlar

lamppost

 

Bir daha ısınamayacaksın,  soğuyan ellerin uzanamayacak  dostluklara!

En azından bir kez olsun geriye bakma fırsatın  var… Çiçeklerle dostluğunun süresini… sevginden aldığın hazları… iç güzelliğinle saçtığın  ışıkları bir daha gözden geçir!

 

Ne yazık ki

Senin yarınlarına onlar karar verecekler.

Belki bir daha mart gelmeyecek. Karlar içine gömülemeyecek çocuk ayakların. Senden sonra okullardan savaş izleri silinemeyecek. Sen anılacaksın kitaplarla.

Kan izlerini  görmeden, acıları  hissetmeden son bir defa daha sarıl ananın kollarına

Nefes nefese

Vedalaş çiçeklerle.

Acılar duygularına adım attıkça zaman daralıyor.

 

Anıların

Saplanırken  yüreklerine yaşayanların

Sen asla  unutulamayacaksın.

Öfkeleri olduğu yerde bırakmak yerine

Neden savaşmak istiyorlar?  Ne istiyorlar senden hiç düşündün mü?

İçlerindeki düşmandı onları harekete geçiren! Biliyorum kendileriyle bile dost olamayanların çılgınlıklarıyla karşı karşıyasın.

Elimden bir şey gelmiyor ! Özünde ölümler, gözyaşları olan savaşlarla  seni hedef alan düşmanlıklara engel olamıyorum.

Sen çok küçüksün… Seni çok seviyorum!

Korkuya gölge, ağıta malzeme arayanların reçetelerindeki fos duygular yarın bir bir ortaya dökülecek… Tutkular kan lekelerini mürekkepleriyle yazarkan ellerini titretecek bazılarının. Gözlerin arkada kalmasın çocuk!

 

Sofra başında bir lokma ekmeği yemeden aç acına gözyaşlarıyla  düşerse  üzerine anan, ona gülümsemeyi unutma!

Şu an çıkar kokan savaş tacizleri altında yaşıyorsun… Irak pencerelerinde titriyor.

Yaşlı çizgiler senin de peşine düşüyor!

Biliyorum tank uçlarında çiçekler yaşayamaz… Savaş sevgi değil acı taşır evlere !

Kan izlerini  görmeden, acıları  hissetmeden son bir defa daha sarıl ananın kollarına

Nefes nefese

Vedalaş çiçeklerle.

Acılar duygularına adım attıkça zaman daralıyor.

                                                                       Üzeyir Lokman Çaycı

 

06 Ağu 2009 Bir Yer Düşünüyorum

bir201

Bir yer düşünüyorum güvercin sesleri arasında,

Kalbimde hiçbir siyah nokta olmadan,

Yapacağım pek çok işlere hevesli,

Seher vaktinin o huşu dolu dirilişinde.

 

Bir yer düşünüyorum aydınlığın karanlığı boğduğu,

Güneşin iyileştirdiği harabelerin durduğu,

Bazen hüzün bazen de mutluluğun olduğu,

Serin bir meltemin ferahlatan esintisinde.

 

Bir yer düşünüyorum arzdan uzak,

Semaya yakın, gözden ırak,

Tüm günahları geride bırakarak,

Ilık bir ikindi yağmurunun sezinişinde.

 

Bir yer düşünüyorum vahşetin olmadığı,

O minicik gözlerin ıslanmadığı,

Kardeşin kardeşi asla vurmadığı,

Kızgın çöllerde cılız bir hurma gölgesinde.

 

Bir yer düşünüyorum geleceği aydınlık,

Kaosu sona ermiş, kaybolmuş karanlık,

Yeni doğan ufukta beliren pişmanlık,

Düşünceye vurulmuş prangaların tek tek eriyişinde.

 

Bir yer düşünüyorum uzak diyarlarda,

Tarihe ışık tutmuş uzun, tozlu yollarda,

İzindeyken ecdadın meşakatli davasında,

Yitip giden değerlerin hüzünlü bahçesinde.

 

Israrla bir yer düşünmek istiyorum,

Boğazına kadar çamura saplanmışken insanlık,

Yarına daha bir umutla bakmak istiyorum,

Sesimi duyurmak istiyorum,

Yitip gitmemişken insanlık.

Alattin Ağırbaş