02 Haz 2009 ALLAH’I UNUTTUK

iman

Varlık sebebimiz neydi bizim? Bu dünyaya niçin gelmiştik? Bu dünyada bir toplu iğnenin bile iyi kötü bir yapanı varken peki ya mükemmel bir varlık olan kanı, canı, beyni, kalbi, saçı, tırnağına kadar yaratılışı başlı başına mucize olan insanoğlunun bir yaratanı yok mu? Elbette var biz yaratan tek Allah var. Peki, Allah insanoğlunu bir gayesi amacı olmadan boşu boşuna mı yaratmış, Hayır hayır elbette hayır. Koskoca evrende, yıldızlar, güneşler, dağlar, taşlar, ırmaklar, hayvanlar bitkiler yaranılmış. Bunlardan farklı olarak da insan yaranılmış. Hayvandan, farklı olarak insana eşsiz bir hazine olan akıl nimeti verilmiş ve bu akıl sayesinde bütün varlıklar emrimize amade kılınmış. Bu dünyaya hayvan ya da başka bir canlı olarak değil insan olarak gönderilmişiz. Öyle ise her şeyin buyruğumuza verildiği, biz “insanoğlu” gayesiz mi yaratılmışız. Bizim gayemiz ne olmalı…

Tek olan Allah’a iman ediyoruz. Bütün peygamberlere imanla birlikte Hz. Muhammed Mustafa sav’ı son peygamber olarak kabul ediyoruz. Ne getirdiyse hepsine iman ediyoruz. Rasul-i Ekrem sav’in “İman etmedikçe cennete giremezsiniz.” dediğini hepimiz biliyoruz. Elhamdülillah iman ettik, cenneti ümit ediyoruz. Peki, Efendimiz sav’in bu mübarek sözünün arkasındaki hakikate aynı hassasiyeti gösteriyor muyuz? Bütün bir kâinatı, her şeyi bizim için yaratan Allahu Teâla, sizden sadece Allah’a ulaşmayı dilemenizi istiyor. Neye karşılık neyi satın alıyorsunuz İşte bunu iyi düşünmek lazım. Efendimiz sav “İman etmedikçe cennete giremezsiniz.” dedi peki biz ne kadar iman ediyoruz ki Allah’tan cenneti istiyoruz. Biz Allaha tam olarak boyun eğmişmişiz kalbimizi bedenimiz Allaha teslim edebilmişmiyiz. Bir hadiste Allah katındaki yerinizi sevgisini öğrenmek istiyorsanız sizin kalbinizdeki Allah sevgisine bakın deniyor. Bütün Müslümanlara Allahı ne kadar çok seviyorsun diye sorsak hiç şüphesiz her şeyden çok diyecektir. Bunu söylerken kendimizi kandırıyor muyuz acaba gerçek bir sevgiyle sevebiliyor muyuz? Yoksa her şey dilde mi kalıyor. .bunu anlamak için kalbimize bakalım. Acaba ibadet ve kulluğunu yaparken gereken ihtimam ve önemi gösteriyor muyuz? Mesela bugün namaz kılmayan pek çok insanın, namaz kılmanın farz olduğunu bildiğini görüyoruz. Biliyor, ama yapmıyor. Namaz kılan birçok insan, sabah namazına kalkmanın da farz olduğunu biliyor ama yapmıyor. Bunun nice örnekleri var. Bu durumda gereken ihtimamı göstermiş oluyor muyuz? Ya da gün içinde ne kadar Allahı düşünüyoruz ki Alahın bizi sevmesini bekliyoruz malum o kadar çok meşgalelerimiz var ki okul, ödev, iş, yemek, temizlik, eş, sevgili…. Hepsine o kadar vakit ayırdık ki Allahı düşünecek vaktimiz kalmadı. Allahı unuttuk. Attığımız her adımda baktığımız her şeyde konuştuğumuz her harfte Allahı unuttuk biz. Hâlbuki İslam adına iman adına ne kadar çok şey biliyoruz. Ya da bildiğimizi zannediyoruz.

Hepimiz cennete girmek ve oradaki nimetlerle birlikte, en büyük nimet olan Allah’ın cemalini seyretmek istiyoruz. Buna ulaşmak, iman etmekle mümkün biliyoruz. İman ettik diyoruz ama imanın hakikatine ulaşabilmiş miyiz? Allahın bize olan sevgisini artırmak için bir gayret sarf ediyor muyuz? Allah’a yaklaşmak ve her anını değerlendirmek kalben istiyoruz. Ama uygulamada kaybediyoruz. İyi kul olmak Allah’ın razı olduğu kimse olmak istiyoruz. Bu sevgiyi artıracak olan rabıtayı artırıcı amellerin ne olduğunu biliyor fakat kaçıyoruz, yaptığı her işte Allah’ın adını daha fazla ve içten ağlayarak anmaktan Hatta Allah’ı çok sevmekten ve O’na bağlanmaktan korkuyoruz. Zira dünyevi bazı hazları bırakmak istemiyor ve dünyanın geçici güzelliğinde bulduğu tadı terk etmek istemiyoruz. Gerçek tadı en güzel lezzeti tatmak, Allah’ı hakkıyla sevmek, günaha yaklaştıran her şeyi bırakmayı gerektirir. Her işte nefisle kavgayı gerektirir. Maalesef çok veya az günahtan yakamızı kurtaramayan bizler bu günahları işlemeye devam ederken nasıl Allah’a yaklaşmaya yüzümüz olabilir diye Allah’a olan kulluğumuzu kıyıdan kenardan yapıyoruz. Gerçek bir teslimiyetle Allah’a teslim olmamışız. Dürüst olalım Allah için biz bu dünyada ne kadar çok sıkıntı çektik. Oysa biz onu unutmamıza rağmen her basımız sıkıştığında dara düştüğümüzde ellerimizi açıp yalvarıyoruz bunu yaparken de utanmıyoruz.

Her seferinde bizi huzuruna alıyor bizi kabul ediyor. Dualarımızın ulaştığını biliyoruz ve Ondan cevap bekliyoruz her seferinde. Yanlışımız olsa da her seferinde bizi bir rüyayla bir şefkat tokadıyla uyarıyor ama bizi kapısından kovmuyor. Hesap gününde sevdiği kullarının yüzü aydınlatılırken bizlerin yüzü kararmaz inşallah. 

EFNAN KARADEMİR

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

2 Responses

  1. Unutmayanlardan olmak nasibimiz ola, ahde vefa inşallah..

  2. inşaallah. unutmayız Rabbimizin her an bizimle oldugunu , unutulmayız ahde vafamızı gösterince…

    Duayla….

Leave a Reply » Kayıt ol / Log in