01 Eyl 2009 NEREDE O ESKİ RAMAZANLAR

1356414906_ddd971ca12

Ruhların manevi iklime kavuştuğu en bereketli aylardan Ramazan geldi kapımızı bu senede çaldı açtık içeriye buyur ettik çok şükür. Kadir gecesinde veda konuşmasını yapacak ve bayram havasında uğurlayacağız onu çünkü yine gelecek ve bizlerde karşılamak tekrar karşılamak umuduyla bakacağız arkasından.

 

Onunla birlikte gelenlerde vardı değil mi onunla beraber gidenler? Hayatımıza ne büyük misafir olup çıkanlar vardı onun yanında. Biz hoş karşılayabiliyor muyuz misafirlerimizi bilmem. Belki memnun etseydik gelmeyi alışkanlık edenler çekmezdi ayağını evimizden. Bir yerde karşılaştığımızda içimizde geçmişe duyduğumuz özlemi uyandıran eski misafirlerimiz var. Bugünlerde kırık dökük belki yarım yamalak yaşatmaya çalıştığımız ama onlara iyi bakamadığımız eski geleneklerimiz. Ramazan pideleri, pide kuyrukları, annelerin sahurlarda yaptıkları gözlemeler, Karagöz Hacivat, Kavuklu Pişekâr, çok eskilerden diş kirası, çat kapı gelen büyüklerimiz konu komşu- iftariyelikler bereketlenirdi geldiklerinde- , mahyalar, maniler davulcular, teravih namazından önce bir araya gelip içilen Türk kahveleri. Telveler döküldü gitti fincandan. Osmanlı saray mutfağından burnumuza gelen kokular, günler öncesinden hazırlanırdı iftariyelikler.

 

Neydi onlar? Biz mi unuttuk anmayı onlar mı bizi terk ettiler?

 

Osmanlı saray mutfağı burnumuza gelen kokular demişken bereketli ayda bereketli toprakların her bir köşesinden gelen fevkalade lezzetler. Kayısılar Şam’dan Malatya’dan, Antep’ten eşsiz lezzetler bademli cevizli sucuklar, baklavalar; kuru inciler, üzümler günlerce evvelden gelir hazırlıklar başlarmış. Saray mutfağında tatlı bir telaş çünkü sarayda devlet erkânlarına askerlere iftarlar verilirmiş. Saray mutfağına girip sultanlara Ramazan’da yemek yapmak için tadı damakta kalacak bir yarışmada yapılırmış. Osmanlı sultanlarının Hırka-ı Şerif’i arife günü ziyaret etmelerinin ardından. Maharetli eller soğanlı yumurtalarını hazırlar sultanlara ikram ederlermiş ki en beğenilen aşçı saray mutfağına o telaşın içine katılırmış. Soğanlı yumurta Ramazan mutfağında vazgeçilmezlerdendir bu yüzden. Yine dönemin zenginleri evlerinde halka açık iftar yemekleri verirlermiş. Bu yemeklere katılanlara hediyeler ve para verilirmiş. Diş kirası diyormuş buna eskiler.

 

Hoş geldin Ya Şehr-i Ramazan

 

Biliyor muydunuz, mahya İlk kez Birinci Ahmet devrinde Sultanahmet Camii’ne asılmış. Bugünde beğeniyle baktığımız mahya ışıkları ve etkileyici havasıyla olumlu bir izlenim bırakınca halk üzerinde Süleymaniye’nin, Yeni Camii’nin derken çifte minareli her camiyi süsler olmuş. Bu zanaat ki Eski İstanbul’da pek itibar kazanmış.

 

Ramazan Eğlenceleri

Ramazanın o uhrevi havasını soluklarken, cami avlularında, sahur ve iftar sofralarında güzelleşecek niyetlerin edasını beklerken Karagöz- Hacivat’ı, Kavuklu ile Pişekar’ı ve bununla birlikte tüm ramazan ortaoyunlarını izleyip bu bekleyişe neşenin ortak edildiğini söylemek gerek. Kahvehanelerde nargile içilirken Türk müziğinin en makamlı eserleri dinlenirken hem sohbetin hem muhabbetin kalplere değdiğini unutmamak gerek.

 

Geçmişi ve geleneklerimizi, Ramazanı ve onunla bir gelen misafirlerinizi ihmal etmeyin.

Ramazanın bereketi üzerinize olsun.

 

AYŞE YALÇIN

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

2 Responses

  1. eski ramazanlar denildiğinde neden ramazan’ın o festivale dönüştürülen kısmını hatırlıyoruz acaba hep?
    ramazan eğlence ayı mıymış osmanlıda da
    mesela insanlar ramazana manevi anlamda nasıl şahlanırlarmış…
    susuzluğun ötesinde hangi ırmaklar beslermiş yürekleri…
    yoksa onlar da şimdi bizlerin yaptığı gibi sultanahmette mi alıyordu soluğu..
    bakmak lazım

  2. Eski ramazanlar diyoruz da biz ramazanı hakkıyla yaşadığımız zaman , zamanın önemi kalmıyor zaten , o 1400 senedir solmuyor ,eskimiyor ama insanlar değişiyor , o yine bereketli ve dolu dolu tabi hakkını verenler için..

Leave a Reply » Kayıt ol / Log in