Bugün hava hem poyraz hem de yağmurlu ama içime sıcaklık veren bambaşka bir gün. Daha çok eskilerde kalmış, unutulmaya yüz tutmuş çok eski anılarım, hatta o çok derinlerde ölüme terkedilmiş hislerim/ latifelerim canlandı. Sevdiklerimle birlikte olacağım günlerin hayalini kurmaktan ziyade sadece kendimi, eskideki ‘ben’i hatırladım. Kara kara bulutlar oradan buraya sürüklenirken , o incecik yağmur çiseltilerinde , geçmişimin kıyısında köşesinde kalmış günlerime gittim. Geleceğimi hep başkalarıyla hayal ederken, geçmişime; içinde yalnız ben olan geçmişime yolculuk ettim. Geleceğimi hep madde aleminde tahayyül ederken, geçmişimin; maddi olmayan,uzakların türküsünü ağır ağır ve acıklı bir şekilde söyleyen günlerini düşündüm. Bu öyle bir Türkü ki geçmişin derinliklerine indikçe daha da ağlatıyor.
Kendime hep şu soruyu sorarım: İnsan niçin geçmişe özlem duyar?(önemli) Belki de Allahın yanından ayrılan bu ruhumuz istekleri bir türlü bitmek tükenmek bilmeyen bu bedenin yükünü taşıdığı için ve onunla bütünleştiği için. Madem bu ruhumuz Allahtan geldi o halde niçin O’na gitmekten korkar? İşte bunun en güzel cevabını Rus filozof Tolstoy vermiştir:
Ve dedi: En kof ceviz bile kırılmak ister. Olgu yemişler tutunamaz ağaca. öyle ise kabuğum kırılacak diye hayıflanmamalıdır insan. Toprağa düşmemek için çırpınmamalıdır meyve. Düşün! Bir şeyin geldiği yere dönmesi kadar sevindirici ne olabilir? Tohumun ağaca, ağacın tohuma dönüşümünden başka bir şey değildir hayat. Yani ölüm… fakat insanlar ölüyü kefenledikleri gibi ölümü de kefenlemişlerdir ve kefenlenen her şey öldürücüdür. İnsana düşen , tüm libaslarından soyup öylece seyretmektir ölümü. Yani hayatı… böyle diyor Tolstoy Ölüm Manifestosunda.
Ancak geçmişimden bir gün daha öteye gidebilsem o günü hatırlayabilmek bana öyle bir huzur veriyor ki sanki cennetten ayrılmışım da o günleri özlüyorum.
Bugün 22 nisan ve bu gün de geçmişin tozlu raflarında yerini alacak ve yıllar sonra bu günü de özlemle arayacağım. Dünler ne günlerdi ve bu günler de o günlerden olacak biliyorum. Günler geçtikçe, Allahtan ayrılışımızın günleri uzadıkça mazide kalan her bir güne özlem duyacağım. o günler özlemekten ziyade o günlerin özlemine özlem duymak gibi.
NOT:
Muhafazakarlığın(conservatizm) temelinde insanların geçmişe duyduğu özlem olabilir. İnsanların geçmişe duyduğu özlem o günlerin şartlarının iyi oluşundan değil, İlahi bir ayrılıktan kaynaklanır. Gericilik ilahi bir ayrılığın özlemini çekmekse…
Osman Yaman

Salı, 1. Eylül 2009
Muhafazakarlığın temelinde daha ziyade elinde olanı korumak var olana sahip çıkmak ondan bir şey eksiltmeme gayreti yatsa da gericilik belki geçmişe duyulan özlemin yaftalanmış adı olabilir,,, o ki en güzel kalemlerde tarifini bulmuştur,,,ansiklopedilerden birinde her yönü ile geçmişi arayan geçmişe özlem duyan ve geçmiş düzeni geri getirmek isteyen olarak geçiyormuş gericilik ve bir kalem üstadı der ki mazi eğer muhteşemse ona özlem duymayanın murdar bir hale mahkumiyeti gerekir… tam olarak cümle böyle değildi hatırladığım kadarıyla yazdım,,, ama kalbi Sevgili için atanların geçmişe duyduğu özlem kamışlıktan koparılanın bir içli nefesteki çığlığı gibidir,,,neyde özler Tolstoy’da ve ölümü bekler…emeğine sağlık
Perşembe, 3. Eylül 2009
uzaklar…asla yanlarında olamayacak kadar bize uzaklar…
gamzenin belirttiği büyük üstad cemil meriç’inde söyleminde geçer; murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse her namuslu insan gericidir…
emeğine sağlık…
Çarşamba, 23. Eylül 2009
Benliğe,öze dönüş için sinelerin kavrulmasıysa Gericilik tanımam üstüme daha gerisini.. yüreklerden pası silmekse,sahte sevgilerden sıyrılıp ilahi aşka kavuşmaksa ileri olmak neyime… dünya zindanında kendini kaybetmişlikten kurtulmaksa adım olsun Gericilik.. Zalimin zulmünün yeni adıysa ilericilik .. ben hep bir kaç adım Geri kalayım..
yüreğine sağlık..
Çarşamba, 30. Eylül 2009
bir arkadaşımız ‘Nerede o eski ramazanlar’ yazısı benim anlatmak istediğime çok iyi bir örnek oluşturmuş. arkadaşımız eski ramazanlara mı özlem duyuyor ya da ramazanların ‘eski’ oluşuna mı, eğer o eski ramazanlara yolculuk edebilseydik yine aynı şikayetten dert yanıyor olacaktık.