Ve dedim kaybedecek çok da şey kalmadı geride. Hayat bana öğrettiklerini ne çabuk unuttun demesin diye bende bir daha onsuz adım atmadım yalnızlığa.
Bir yolculuk işte. Sancılı sevda sonbaharı ardından kara kış olacaksa göçmek gerekmez mi demiyorum.
Gitmek gerekse kal demedin üstelik yolcuyum kendimden öteye.
Yıldızlar artık sönük, ay hep de gölgesinde bulutların. Yağmur yağar, İstanbul caddelerine ve veda. Gitmek mecbursa gel demese de hem istenmediğin yere istemeye istemeye…
İstanbul’da gözyaşlarından yorgun. Ben de! Sorarlarsa sana kim git dedi diye. Bir ben bilirim kimse bilmesin. İstanbul sende sus! Söyleme kimseye.
Sonra devamını anlatayım vedanın. Gider. Bilmediği bir yerdir ve o dünyada kimsenin istemediği bir yerdedir. Kargaşa ve karamsarlık içine düştüklerinden yalnızca bir kaçı. Sordum bana da söylemedi hala İstanbul’la aralarında kalsın ve arasında bırakmış git diyeni de, şehrin gölgesi düşmüş aydınlığına, böyle de istemiş. Güneşin doğduğuna inanmadığı bir yerde. Kalbinde geçmişe dair tek acı kalmamış ve tek iz bırakmamış ellerinde buradan alıp götürdükleri ile birlikte. En son Vefa’da görmüşler. Herkesin bir kez yolu düşsün diyormuş ya Yahya Kemal mücadele bağrında Rusların işgal ettiği kıraathanelerin birindeyken, bir dilenci arsız el açarken. Vefa’dan sonra gören olmadı diyorlar. Sonra belki başka sular da dalgalanan hayat! Kim ister ki yerinden olsun böyle gidenler. Bir kayık, en son ona yoldaşlık eden İstanbullu, duymuşlar.
Gittikleri yerde ten rengi insan değeri vermemiş ona oralılarca bunu ben işittim. Seneler evvel bir mektup aldım giden dostumdan halinde hal kalmamış derman yetmiyor artık duymaya duyurmaya yazmış. Gitme diyen olsaydı son cümlesi. Sızlatıyor mu vicdanını giderken ki hırsın. Bir damla yaş olsun gözünde be âdem.
Bir gün haberi geldi. O illetten ölmüş. Dilinde yine aynı ülfet; ‘Gitme diyen olsaydı’. Demediler sanmayın. Duymak istediği başkaydı. Mani olmak istemedi sanmayın. O da yoluna çıktı. Kal dedi. Dedim ya duymak istediği başka. Belki de görmeden inanmaz ya görmek istedi.
O bir istisna. Aşktı onun ki de kendine müstesna. Çekmedikçe olmaz dedi; o dünya cehenneminde küle karışmamak için bu dünyada yanmadıkça. Şimdi odur ki Aşk’tan öldü. Aşk kıyamadı kal da dedi. Ama önce dili yandı sonra yedi.
Neyi bekliyoruz ki daha. Ne kadar daha dilimiz yansın. Her gün döndükçe yenisine bir gün daha aktıkça ömürden aklınızda sorularda kalsa vicdanınızı bir kez duyun.
Aşkınız eksik olmasın ruhunuzdan ve ruhlarınız okusun yazdıklarımı.
AYŞE YALÇIN

Cumartesi, 13. Haziran 2009
muhteşem..